2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Başladı.

2021-2022 Eğitim Öğretim yılı başladı. 6 Eylül 2021 tarihinde yüz yüze eğitim başlıyor. Geleceğimiz çocuklar ve gençler okula dönüyorlar. Evet gerçekten her biri şöyle böyle 1. Sınıfı baz alırsak 20 yıl içinde hayatın içinde üreten, çalışan bizleri yani kendinden öncekileri rahat ve refah içinde yaşatan bir nesil. Sözde lafın gelişi değil yani “Siz bizim geleceğimiz kurtarıcımızsınız” denmesi çok hızlı geçiyor zaman fakat biz zamana hazır mıyız?

Eğitim uzun vadeli bir yatırım. Bu sebeple yüzü soğuk geliyor her dönemin yöneticilerine. Ya kulağımızın üzerine yatıp duymazdan geliyoruz, yada boş ver düzelir diyoruz. Bu yüzden de sanki uzaya adam göndermek gibi bir teknolojik deha isteyen bir iş gibi zor görüp bir model belirlemekte aciz kalıyoruz. Tüm dünyada ispatlanmış eğitim modellerini alacaksın uygulayacaksın bu kadar. Sizce?. Bu kadar mı?

Tabii ki değil eğitim arkasında bir ordu ister. Alt yapı, bina, planlama, fırsat eşitliği, adaletli dağılım ister. Para bu işin küçücük bir kısmıdır. İdealist yürek ister eğitim. Sağlam bir eğitim için sağlam eğitici ve veliler ister. Bir teknik öğretmen olarak eğitime şöyle sıralı göz atalım.

1. Öğretmen yetiştirme ve ona eğitim, öğretim için gerekli şartları sağlamak:

Bir öğretmen ders vermekten zevk alırsa işine sımsıkı sarılır. Gerçi öğretmenlik bir gönül mesleği olmaktan çıkıp üniversite bitince hemen iş bulabilirim mesleğine dönüştü. Bir zamanlar giriş puanı düşük gönüllü bulamayan sınıf öğretmenlikleri, matematik, fizik, kimya öğretmenlik puanları bir hayli arttı. Ahırda da olsa öğretmen ve veli iş birliği sağlam ve gönül verdiyse eğitim, öğretim olur. Eski eli öpülesi mübarek insanların birçok devlet adamı, mimar, mühendis, politikacı, vali, kaymakam yetiştirmeleri bunu gösteriyor. Onlar saraylarda öğretmenlik yapmadı.

Arkadaşımın babası 1939 -40 larda doğuda bir okula tayini çıkar. Gittiğinde harap bir okul masasını sebze kasanından yapar ve İnönü’ye mektup yazar malzeme ister ve gelir.

O dönemlerde ihmal memleketin durumu malum, durum kötü ama sağlam milliyetçi, idealist küçücük tohumları ekerek geleceği kurtarmayı planlayan genç öğretmenler vardı. Sonuçta yüz akımız muhterem Aziz Sancar’ımız da lüks bir okulda okumadı.

O zaman öğretmen yetiştirmek önemli bir konu olmalı ve bunun üzerine eğilmeliyiz. Okullardaki pedagojik eğitimlerin hepsi fasa fiso inanın. Hiçbirini günlük hayata uygulayamazsınız. Asıl mektepler yani asıl pedagojik eğitim sahadır okuldur. Bizim zamanımızda Eğitim Psikolojisi, Eğitim Sosyolojisi, Ölçme Değerlendirme, İstatistik gibi derslerden ne aldın derseniz hiçbir şey. Ben daha çok okulda ve benden yaşlı hocalarıma saygı gösterip onlardan dinleyerek öğrendim. Dolayısıyla öğretmen pedagojik formasyon alan herkes değildir. Öğretmen açıkları kapatılmalı ve öğretmenlik saygınlığını kazandıracak duruma getirilip velilerin çocuklarının bakıcısı olmaktan kurtarılmalıdır. Öğretmeler daha uzun süreli stajlar yapmalı stajları da çok iyi incelenmelidir. Buraya kadar emaneti teslim edeceğimiz kişileri konuştuk. Şimdi diğer faktöre geçelim.


2. Veli:

Öğrenci velileri öğrenci yetiştirmekte çok önemlidir çünkü hammaddeyi hazırlayan kişidir veli. Sabahları kendi giyinip annesini babasını görmeden saçı sıvazlanmadan giden kaç öğrenci vardır sizce? Çok maalesef çok. Okuldan döndüğünde evde annesi babası tarafından karşılanan dersine yardım edilen öğrenci çoğunlukta mıdır? Maalesef çok azdır. Kiminin işi vardır işleri yoğundur, kiminin de bilgisi yoktur, kimi kahvededir, kiminin de umurunda değildir. “Benim çektiğimi çekmesin” edebiyatıyla gönderdiği çocuğunun okulunun yolunu bilmez.

Veli öğrenciyi yöneteceğine öğrenci veliyi yönlendirir oldu. Anne ve Baba olarak çocuklar üzerindeki hakimiyet ve disiplin boşluğunu öğretmen veya eğitim kurumunda aradık. Çocuklarımıza hükmedemez olup onları sevmekle şımartmak arasındaki farkı kavramadan dahi yaş ve dönemler uydurmaya başladık. Şımartmakla özgüven kazanacağını sandık. Şımarıklık ve yaramazlığın adını hiperaktiflik olarak gördük. Sendromlar üreterek aman dokunmayın diyerek hayata hazırlayamadık. Ben, ablam ve abim okumuşluğu olmayan bir annenin evlatlarıyız. Babam okulun yolunu bilmezdi fakat o cahil !! kadın bizim derslerimizi yapıp yapmadığımızı dışarıdaki oyun miktarımızı, davranışlarımızı kontrol ederdi. Veli boşluğu eğitimin bir ayağının kopmasıdır. Veli terbiye eder, saygıyı öğretir, motive eder okula destek verir.


3. Devlet Desteği:

Bu konuda maalesef güzel bir tablo yok. Kesin olan bir şey bu konuda yetemiyor değil yetmek istemiyor. Ben şunu savunurum her zaman ekmeğimizden bölelim ama çocukların geleceğinden asla!. En temel sınıftan başlamak istiyorum. Milli eğitim istatistiklerine bakınız toplam devlet ilkokulu sayısı 22.808 adet . İnanın okullarda fotokopi kağıdından tutun ,temizlik için elemanın maaşına kadar öğrenciden toplanacak kadar ödenek yok.

Güleceksiniz ama her yıl diploma parası adı altında para toplanır. Mezun olacak çocuklar sevinçle verir,ama para zaten diploma haricinde bir sürü eksik gedik kapatmaya yarar. Hani bizi soyuyorlar diye düdüğe koyduğumuz okullar var ya doğru dürüst ödenek olmadığı için bizden alıyorlar. Sonra fısıltılar başlar “Ooo müdür arabayı değişti, vaaay müdür yardımcısı ev almış” diye.

Ne kadar saygın olabilir bir kurum dilenci durumuna düşerse ?. Yazık değil mi bir öğretmeni sınıfta şu kadar para getireceksiniz diyerek öğrencisinin karşısında küçük düşürmek ve velinin yanında prestijini yerle bir etmek. Kayıt yaptırırken 2 resim, şu diploma, zarf pul,2 top A4 kâğıdı isteklerini hepimiz yaşadık.

Bakın en basit bir örnek versek : Elektrik faturalarımızdan 45 milyon aboneden 2 lira alsak sırf eğitim için (Başka kesintileri iptal edip) yıllık ortalama her okula 47.000 TL destek verebiliriz. Tonerini, A4 kağıdını, iç kırtasiye ihtiyacını vb. karşılarız. Hele bir köy ilkokulu için düşünün.

Özetle çare belli fakat bu eksiklikleri görüp, bize ileride çok büyük sorunlar getireceğini bilerek mezarlıktan geçerken ıslık çalıyoruz.

Tüm okulların bütçede neye mal olursa olsun derslik, laboratuvar, kütüphane, atölyeler olarak tüm eksiklerinin tamamlanması şarttır.

4. Denk Eğitim ve Eğitim Araçları, Notları: (3. Madde’nin son paragrafında belitilen şart sağlandıktan sonra)

Düzce’de öğretmenlik yaparken meslek lisesine öğrenci alımında o dönemde not ortalaması tercihlere önemli bir etkendi. Bazı ilçelerden gelen 5 ortalamalı bir çocuk ileriki günlerde gözlemlediğimizde 3 ortalamalı merkez mezunu kadar iyi olmadığını görürdük. Hani şikayet ediyoruz ya “Okul birincilerimiz üniversite sınavında başarısız oldu” diyerek. Anlaşılmıştır sanırım. Sebep, Ders Notu birliği yok, sınav birliği yok, sınavlar yeterince öğrenciyi ölçmüyor ve müfredatlar var sırada

Her yıl aynı defteri günlük plan olarak alan bir öğretmen için tabi olarak yetiştirdiği öğrenci başarısı sorgulanır ve kendi de küçük düşer. Burada müfredat eşitliği zaten mevcut olup yapılacak olan ders notlarının basımı olmalıdır. Sınavlar toplu sınav sayıları attırılmalıdır. Başarı ve başarısızlık değerlendirilmelidir.

Eğitim bir milletin geleceğidir. Bir gönüllü orduyla çözülür. Daha çok eksiklerden bahsedilebilir ama genel anlamda en başta aklımıza gelen bunlar.

Selam ve saygılarımla

6 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör