Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Aşrı Aşrı memlekete kız vermesinler

Bu türküyle yakılır kına. Kim bilir ki hangi gariban bir hasret içinde yakmış bu türküyü.

Anadolu’da kadın olmanın zor olduğu günlerin anısıdır bugün konseptli kına törenlerinde bol masraflı ve göbek atmalı bir eğlenceden sonra belki ağlarız diye çalan bu parça.

Adları Hiç, ama adının bir önemi mi var sizce. Bu topraklarda bir zamanlar ve bugün hala bazı yerlerde kız çocuğu olmak zordur. Baban doğduğunda üzülür anan doğurduğuna mahcup, kulağına fısıldanır bir kızın oldu diye, döker iki damla yaş. Sanki görür yavrusunun masumiyetini, evde başının kolay kolay okşanmayacağını ve bir erkek doğurana kadar bu hüzün bu iç çekmenin bitmeyeceğini.

Evde hizmet, tarlada kuvvet, ahır, halı, kilim önünde işçi kız. Boş zaman kalırsa çeyize dantel işleyen güzelim yorgun eller, uykulu gözler. Gelirler taliplisi olanlar kapı aralığından görür büyükleri. Ona kimsenin sorması gerekmez çünkü söz hakkı yoktur. Onun birine âşık olup bir heyecan yaşama sevinci, bir köşede gizlice buluşma heyecanını hissetmek hakkı yok ki. Görülse adı çıkar değil mi? Namus lekesidir. Aşkına sahip bile çıkamadan şöyle ben sana vurgunum aşığım diyemeden belki de ömür boyu sevemeyeceği birine, belki severim umuduyla gitmek. Söz kesilir gıyabında bir taraf bir adam gücü kazanırken bir taraf bir adam gücü güç kaybettim düşüncesiyle. Düğün dernek yapılana kadar aynı hayat devam. Gidecek gözüyle bakılınca eğrelti burada.

Ve düğün; gelinliğin duvağı indirilip burada kapat gözlerini, duvağın açıldığı yerde aç gözlerini yepyeni bir hayata. Sabah yabancı bir eldesin döverler mi? Söverler mi Allah bilir. Anamın babamın çıkardığı zorlukların acısı çıkar mı acaba soruları? Alışmak, tüm mesele bu evin büyük gelini varsa ona abla diyerek, kaynanaya ana, kayınbabaya baba deyip fısıltı ile konuşmak. Bakarsın bir yastıkta kocarken bir yorgan kadar kıymeti olmadan geçen bir ömür ya da sever belki kocası. Eğer hep birlikte yaşanıyorsa ebeveynlerle kocası arasında kalan iki ara bir dere duvarı.

Bunlar yaşanmış gerçek hikayelerin en masum özeti. Benim köyüm de dahil olmak üzere birçok Anadolu kadının yaşadığı şeylerin filtre edilmiş halidir. Bugün kadınların eşit haklara sahip olma davasını kalbinde merhamet olan her kişi destekler. Fakat bugün yengeç erkeğiyle başak kadını çok uyumlu oluyor diyerek kafede ismi yazılı kahve bardağını höpürdeten sevgilisine ha bire özçekim gönderen ablamızın veya her ortamda “Boşadım gitti çekemem oh ne güzel özgürlük “diyen kardeşimizin “Kadın eziliyor” feryadı hiç te gerçekçi kalmıyor. Ekonomik özgürlük her kadının hakkı ama bu hak erkeğin aleyhinde kullanmak için değil, bir talihsizliğin kaskosu olmalı.

Bugün sadece kaba kuvvetine güvenip trafikte, iş yerinde, evinde kadını ezen, şiddet gösteren hasta erkeklerin toplumdaki sınıfını belirlerken iyileri zan altında bırakmadan bu belirlemeyi yapmak lazım. Feministlik, Feminist İslamcılık gibi davalar huzursuz aile fertlerinin sorunlarını toplumsal hale getirmek için her yaratılanın sahip olduğu iyi veya kötü eğilimin Kötü olma ihtimalinden yola çıkıp kendilerine bahaneler üretmektir.

Selam ve saygılarımla

10 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör